21 Kasım 2016 Pazartesi

SEVDİĞİ KIZA HAŞLANMIŞ MISIR GÖNDEREN MARJİNAL İNSAN 😁


Pamuk prenses ve yedi cüceler, Sindirella, Kırmızı başlıklı kız, Alaaddin'in sihirli lambası, Nohut oğlan gibi gibi masallar hikayelerin anlatıldığı dönemlerde yandı çocuk beynim. 😄

Bazı masallarda kız çocuklarına verilen mesaj bir prensin var olduğuydu. Ortada bir prens varsa bir de prenses olmalıydı  öyle değil mi? Bu romantik komedi tarzındaki masallara rağmen lise çağına kadar üstümde  erkek çocuğunun  enerjisi ile gezdim. Evde bir prenses varsa o kesinlikle ablam dı. Benden de olsa olsa Peter pan olurdu.

Gizli hayran, kapıya gül bırakma gibi gibi bana göre  arabesk romantizm sayılan durumların  yaşandığı yıllarda evin kapısı veya  camın önünde  kırmızı gül bulduğum çok oldu.  Peter pan için bırakılacak değil ya prenses için bırakılıyordu. 😄 Onlar da haklıydı. Ben olsam bana çiçek değil çikolata, yaş pasta falan bırakırdım. Bir Boğa burcunun kalbine giden yol midesinden geçer nihayetinde😁

 Çocuk ruhlu, akıl yaşı geriden gelen, son dakikada hazırlanan programsız  bir kızdım. Çizgi film izleyip oyun oynanacak yaşta (beş buçuk)  okula başlarsan olacağı budur.  Orta okul ve lise yıllarında ise umutsuz bir vakaydım. Okul kıyafetinin altına giydiğim uzun beyaz çoraplarım hiçbir zaman  aynı hizada olmadı mesela. Saçlarım ise orantısız özensiz iki örgüydü.

Ablam ile  ilkokulda AYRI sınıfta, ortaokul ve lise yıllarında ise AYNI sınıfta eğitim görmüştük. (Aramızda bir yaş var ve aynı sene okula başladık.) Ablam benim gibi paspal değil,  bakımlıydı. O yıllarda benim paspallığımın farkına varıp dersini anlatmak yerine, beni ders konusu olarak işleyen bir  öğretmen olmuştu. (A. K.) Ablamla mukayese edip kendince  sınıfta tek kişilik gösteri yapmaya çalıştı. Bilmediği bir şey vardı. Benimle uğraşan kişinin başına muhakkak bir haller gelirdi.

Eros,  okulda öğrenciler üzerinde çalışırken  attığı oklardan biri hedefi şaşırınca ok o öğretmene isabet etmiş öğrencisine aşık olmuştu. Dahasını yazmayım. Allah yayına, okuna zeval vermesin  eros 😁

Eros sürekli öğrencilerin üstüne ok atınca  flört etme fırsatı yakalamaya çalışan hormonları tavan yapmış gençler, çıkma teklifi diye bir şey icat etti. Belki de önceden icat edilmişti güncelleme yapılıyordu. Beğendiği kıza başka bir kız öğrenci vasıtasıyla teklif gönderme, cesaretliyse kızın karşısına çıkıp konuşma gibi yöntemler kullanarak teklif hedefe ulaşıyordu.   Öğrencilik hayatımda  hiç öyle bir teklif almadım. Acaba neden? 😂

Ablama ise  sürekli çıkma teklifi geliyordu. Annemin benden yana içi rahattı. Ablamı kollamam ve ajanlık yapmam için beni görevlendirmişti. Emir demiri keser. Annelik hakkı var üstümde nasıl hayır diyebilirim. 😁
Ablamın gençlik çağı romantizm dönemini yaşamadan geçtiyse bunun sebebi kesinlikle bendim.  Hayatına  kabus gibi çökmüş, o dönemi hızlandırılmış turda pas göstere göstere  yaşatmıştım. Geç te olsa Lise bitmeden  akıl başa yürümüş anneme ajanlık yapmaktan vazgeçip ablamın tarafına geçmiştim.

Lise, AÖF derken okul hayatı bitmiş iş hayatı başlamıştı. O dönemlerde de çiçekçi ile anlaşıp beğendiği kıza asetat kutuda (şeffaf görünümlü,  uzun, ince bir kutu) gül gönderip ismini vermeyen bir kitle belirmişti. İşte o kitleye hitap etmeyi başardım.  Kutu içinde bir gül gelmişti. O neydi öyle ?😲  Uzun ince bir gül kutusu, içi yeşillik dolu. Elma dersem çık,  armut dersem çıkma misali saklanmış gül. Oldu olacak gülün başına bir kart koyup doğum tarihi ölüm tarihi bir de ruhuna el fatiha yazsaydın. Gönderme kardeşim! Sen kimseye gül falan  gönderme!  Pazardan semizotu, marul, ıspanak neyim al. Göndereceksen yenilebilir yeşillik gönder 😂


Bol yeşillikli bir adet gül göndermek yine iyi. Sevdiği kıza haşlanmış mısır gönderen marjinal insan bile gördüm ben. Şöyle ki:

Genç adam yakın arkadaşı ile sahile iner.  Beğendiği kız ve kızın kuzeni bankta oturuyordur. İkiye iki. Bu fırsat kaçmaz. Yakın civarda çiçekçi yoktur ama haşlanmış mısır satıcısı vardır. 🙈Dalı ve dikeni yok ama kokusu, koçanı ve sarı renkli taneleri var. Zaten gül denilen şey yenmez, solar gider.



 Belki de adamın maço  görüntüsünün altında  ince ruhlu bir  çevreci uyuyor kim bilir?😀

 Genç, tezgaha yanaşıp  iki tane haşlanmış mısır ister. " Tezgaha sen gelene kadar bakarız. Mısırları şu bankta oturan iki kıza vereceksin" diye emreder. Adam hık mık derken atarlı genç tehdit eder.  Esnaf  elinde iki koçan haşlanmış mısırı kızlara uzatır,  işaret edip  "Beyefendiler gönderdi" der. Kızlar "Yuh artık daha neler" gibisinden şaşırıp mısırları almadan geri çevirince gençler nimete saygıdan kendilerine dönen mısırı yan banka oturup afiyetle yer.

Hemen belirteyim  çiçek yerine mısır gönderilen kız ben değilim😁 küçük bir ipucu vereyim:
 Ab . . .  ve  Kuz. . . .

Okuduğunuz için teşekkür ederim
Sevda ELARABY

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder